Sporx Anasayfa
Facebook Sporx
319,699
Twitter @Sporxcom
33,175
» Puan & Fikstür
» Panorama
Bizi Takip Edin
Bu haberi yazdır
 

Abdullah Avcı'ya mektup

Guus Hiddink'in ardından A Milli Takım Teknik Direktörü olan Abdullah Avcı'ya mektup...

 



05 Ocak 2012 Perşembe - 17:08
Abdullah Avcı'ya mektup

Yıl 2003
Kasım ayının usul usul Aralık'a doğru akmaya başladığı günler. Kuşadası'nda 39 ülkeden 150'nin üzerinde antrenörün katıldığı çok önemli bir sempozyum var. Laptopumu alıp yola koyuluyorum. Böylesine zengin ve nitelikli bir platformu ıskalamamak gerektiğini düşünüyorum.

Bir yıl önce Brezilya'yı dünya şampiyonu yapan Scolari de konuşmacılar arasında. Ancak görüyorum ki, medyamızın büyük çoğunluğu seminere kör ve sağır. Türkiye'den katılan antrenör sayısı ise 15 kişi civarında.

İçimden "Acaba ben mi abartmışım?" diye geçiriyorum. Sonra uygun bir yerde oturup koyuluyorum konuşulanları not almaya. Antrenörler sinevizyon gösterileri eşliğinde bilimsel verilerle ülkelerinin futbol gerçeklerini anlatıyorlar. 4 gün boyunca futbolun kılcal damarlarına yüzüyorum adeta ve Barcelonalı futbolcuların bir antrenmanda kaç litre su tükettiğine kadar birçok kıymetli detayı atıyorum heybeme. Ancak sempozyumun sonunda yaşadığım şaşkınlığın dalga boyutu her şeyin üzerinden bir silindir gibi geçiyor.

Bu güzel organizasyonu düzenleyen Futbol Federasyonu'nun görevlileri bana geliyorlar ve "Yazdıklarını bize verir misin?" talebinde bulunuyorlar. Bilmem kaç dilde simultane tercümenin yapıldığı böylesine önemli bir etkinlik meğer kayıt altına alınmamış. Hayatı fıkra düzleminde yaşayan bir topluluk olduğumuz için hayretimin frenlerine basıyorum ve "İşte bu yüzden bizim başarılarımız saman alevi mesabesinde kalıyor." diye vahlanıyorum içimden vesselam.

Sanıyorum bu hikâye meramımı anlatmaya yetiyor. Dünya ve Konfederasyon üçüncülüklerinin ardından dönemin Fransız Milli Takımı yıldızlarının, kendilerinden sonra Avrupa futbolunun yeni sürükleyicisi olmaya namzet gördükleri Türkiye'nin fırsatları nasıl heba ettiğini görebilmek için sadece bu örnek kifayet eder.

Şimdi Sayın Abdullah Avcı'dan beklentimiz kayıp yılları telafi edici 'rasyonel bir mefkure'yi vizyona sürmesi. O, tabandan yükselmiş, 17 Yaş Milli Takım'a şampiyonluk yaşatmış bir teknik adam. Türk futbolunun en önemli problemi ise sistemleştirilmemiş, kendi tarzını olgunlaştıramamış bir yapı üzerinde debelenmesi. Aslında buna altyapısızlık demek lazım. (Kulüplerimizin haline bakalım. Kadroları için zorunlu olan altyapı kontenjanını doldurmakta dahi güçlük çekiyorlar). Güzel olan şu ki; bu altyapısızlığın karşısına altyapıyla parlayan bir değerle çıkıyoruz.

Kulüplerimizin mevcut hal-i pür meali bir tarafa Avcı'nın en büyük handikabı, Türk futbolunun entelektüel düzeyde eleştiri ve önerilerden mahrum olması. Meydan hâlâ futbolun ham bilgisine sahip fakat fikrî derinlik ve felsefeye uzak tabela arşidüklerine emanet. Bu sebeple Sayın Avcı, piar ve imaj tuzağına düşerse hikâye, bir değeri daha öğütmekten ibaret kalır.

Bence Sayın Avcı, kendisini sadece Milli Takım'ın değil Türk futbolunun 'teknik direktörü' gibi görmeli. Ekibiyle beraber oturup, hücum etme refleksleriyle hayata bakan, hem doğulu, hem kuzeyli, hem Akdenizli bu özgün milletin temsil edilmeyi hak ettiği futbol modeline kafa yormalı.

İnsanlar, iyi niyetin, çabanın ve başarının kıvılcımını gördükleri yerde sabreder. İnanıyorum ki, Abdullah hoca zora soyunduğu zaman arkasında onu anlayan ve ona inanan bir sabır kitlesinin oluştuğunu görecektir. Biz savunarak kazanamayız. Şuurlu, estetik ve üretken bir 'hücum modeli'ne demir atmalıyız. Kendi şarkımızı söyleyerek yürümeliyiz. Bu sebeple en başta modern savunmacılar yetiştirmeliyiz. Golcü problemine kafa yormalıyız.

'Kesici' diye tabir edilen oyuncuların değil Milli Takım'da sahalarımızda dahi yeri olmamalı. Oyun aklının, teknik kapasite ve fizikî güç ile kol kola girdiği bir formasyonda buluşmalıyız. Bu sebeple Avcı'nın, hem üst düzey teknik adamlar hem de altyapı hocalarıyla sistemli görüşmeler yaparak her mevki için eksikliği hissedilen oyuncu modellerini belirlemesi gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda bir yol haritası ortaya konulmalı ve özellikle altyapı hocalarına detlaynlar verilmeli. Ve bütün takımlarımız futbolumuzu 'ekol kıvamına' taşıyacak temel bir felsefede buluşmalı.

Bir ülke futbolunun dizaynı ve geleceği açısından sevgili hocamıza fazla misyon yüklediğimi düşünmeyin lütfen. Çünkü bu göçmüşlük, dibe yaklaşmışlık ve kokuşmuşluk ikliminde onun atacağı her doğru adıma çok fazla ihtiyacımız var. Öyle değil mi hocam?

Hayri Beşer - Zaman

Etiketler : Milli Takım   
Bu haberi yazdır yorum yaz - 8 yorum
Diğer 'Milli Takım' Yazıları

Yorumlar

Yorumları okumak için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Abdullah Avcı'ya mektup
En çok okunan haberler
Önünde tek engel var! (Türkiye Transferler)
En çok yorumlanan haberler
Trabzonspor'dan bir transfer daha (Türkiye Transferler)
En çok izlenen videolar
Araba
OPEL ASTRA
2011 / 9.000 km
2011 Model Opel Astra 1.3CDTI Enjoy Easy
İstanbul
40.750 TL
VOLKSWAGEN TRANSPORTER
2006 / 140.000 km
VOLKSWAGEN TRANSPORTER - C.LIVAN 2.5 TDI
Gaziantep
32.000 TL