
Ülkemiz futbolu niye hiç ilerlemiyor, bilakis alabildiğine geriliyor diye hiç düşünüyor musunuz? Yoksa sizin de tek derdiniz, size dayatıldığı gibi, tuttuğunuz takımın o hafta aldığı/alamadığı puanlar mı?
Koskoca Türkiye'den son dönemde neden Dardanel'in yetiştirdiği Mehmet Topal, Sakarya'dan çıkan Tuncay Şanlı, Galatasaray'ın çocuğu Arda Turan ve Trabzonlu Gökdeniz Karadeniz yurt dışında ciddi olarak tutundu; hiç düşünüyor musunuz? Yoksa siz de A2'yi, PAF'ları tuttuğunuz takımın yönetimi bir oyuncusunu cezalandırmak için kullanınca mı hatırlıyorsunuz?
Alt liglerde neden futbolcu yetiştirilmiyor diye düşünüyor musunuz? A, pardon, siz de alt lig kulüplerini sadece Türkiye Kupası'nda bir "büyüğü" elerse hatırlayanlardansınız... Pardon, pardon...
Biraz bahsedelim mi isterseniz? Hatta işimizi kolaylaştıralım, tek bir takımı ele alalım... (Düşün, üçüncü ligde elli yedi; ikinci ligde otuz dört kulüp var. Ben tek bir kulübü seçip işinizi kolaylaştırıyorum)
Albert Camus, "Hayata dair bildiğim her şeyi futboldan öğrendim; çünkü top asla beklediğim köşeden gelmedi" demiş. Hani, entelektüel geçinip futbola burun kıvıran bir kesim var ya; taptıkları Camus'un hayata ilk atıldığı dönemde kaleci olduğunu bilseler yıkılırlar herhalde. Belki de bilmezden geliyorlardır, kimbilir?
Neyse, konumuz onlar değil. Söze odaklanalım. Ahlak diyor, beklemediğimiz köşeden goller yemekten bahsediyor. Ben de bu eli görüp, kozu arttırıyorum ve Kastamonuspor diyorum!
Kastamonuspor için biraz geçmişe gideceğiz şimdi. TFF 3. Lig 4. Grup'ta şampiyonluk yarışı verdikleri seneye; 2008 - 2009'a... Kastamonu şampiyonluk yarışında, bir rakibi karşısında tökezliyor. Rakip Gümüşhanespor, liderlik mücadelesinde 2-0'la Kastamonu'yu geçerken kırmızı siyahlılar üç de kırmızı kart görüyor ve dayanamayıp yedek kulübesinde mücadeleyi izleyen başkanları sahaya dalıyor, hakemi tehdit ediyor...
Başkanları kim(di) biliyor musunuz? Sporda Şiddet Yasası'nın mucidi(!) Spordan Sorumlu Devlet Bakanı'nın oğlu Hakan Başesgioğlu!
Adaleti sağlamak play off'a kalıyor. (Evet, maalesef bu takım lider bitirip yükselme maçına çıkıyor) Ve şimdi amatör kümede top koşturan Yalovaspor 90. dakikada attığı golle Kastamonu'yu tekrar çıktığı yere itiyor...
Dürüst olayım, bu masal burada bitti sanıyordum. Bitmemiş.
Sonraki süreçte pek adını duymuyoruz Kastamonuspor'un. Orta sıralarda tutunuyorlar lige. Belki yukarıdaki "bakan oğlunun takımı" imajını silmek için mi, bilinmez. Başkanı falan da hep değişiyor.
Gelelim bu seneye. İlk on üç maçta beş galibiyet, üç beraberlik ve beş de mağlubiyet alan Kastamonuspor'da teknik direktör Cemal Çıldır istifa etmişti. Garip bir durumdu aslında; futbolculuk döneminde hayli iyi takımlarda oynamış, takıma da kadro anlayışını oturtmaya çalışan sessiz-sakin bir hocaydı Cemal Çıldır.
Kokusu sonradan çıktı bu istifanın.
Efendim, Kastamonuspor Gençlerbirliği'nin binlerce pilot takımından sadece birisi. Ve bir diğer pilot takımlarından Hacettepe ile yaptıkları maçı kaybettikleri hafta (ki -hocamı tenzih ederim- o mağlubiyet de gözümde şaibelidir, bunu da not düşeyim) Cemal Hoca görüşme odasına çağrılmış.
Başkan, "Takviye şart, takviye yapmalıyız..." diye söze girince Cemal Hoca sevinmiş. E tabii, üst sıralarda oynayacak bir takım kurmayı herkes ister. Ama başkan farklı şeyler istiyormuş... "Gençlerbirliği bize oyuncu yollayacak..."
E, tamam. Kendi istedikleri olmasa da illa ki kaliteli oyuncular gelecektir, Gençlerbirliği bu, boru mu?
Ama başkan susmamış, konuşması sürmüş:
"Gençlerbirliği antrenörü de kendisi yollayacak"
?
"Nasıl yani..."
İşgalci devletlerin bir ülkeyi uzaktan kumanda etmesi gibi; başkanı, yöneticileri, yönetim şeklini kendi belirlemesi gibi; bir teknik direktörün hayalleriyle, kariyer planlarıyla, geleceğiyle oynayan insanlar Türk futbolunun esas katilleridir. (Görüyorum, çoğunuz tribünlerde "Futbolun katili Türk hakemleri" diye bağırıyorsunuz, yanlışınız var, düzeltelim)
Ve gönlümüzün liginde gene Gençlerbirliği olacaktır elbet, kaçınılmaz. Ama maalesef başkanın kredisi dolmuştur, diğer başkanların da. Yani, "Cavcav'ın Adamları"nın! Ve derhal, ama derhal, bir Tatar Ramazan çıkmalı; "Ben bu oyunu bozarım" diyerek, alayına tokadı basmalıdır. Yoksa bu gidiş, gidiş değil...
not: Bu pazar, Cemal Çıldır Hocanın yeni takımı Keçiören Sportif; Gençlerbirliği uzantılı Hacettepe ile karşılaşacak... Ajandalarınıza işaretleyin ve ayaklarınız yürüyorsa; o maçı kaçırmayın...
http://twitter.com/alper_kaya