
Daha önceleri gerek bu satırlarda gerekse ulusal bazı mecmualarda dillendirdiğimiz bir İstanbulspor isim karmaşası vardı. Bunun benzeri bir hadise Ankara'da da var. Aynı ilçenin hemen hemen tıpa tıp aynı amblemli ve aynı renkli iki kulübü, şehirlerin kendi içlerinde gözlediğimiz sosyal adaletsizliği ve farklılığı yeşil sahalara taşıyor.
Bu takımlardan birisi Keçiören Sportif AŞ; diğeri Keçiörengücü.
Keçiören Sportif'i ele alalım evvela. Geçtiğimiz sene Erzurum'un düşürüldüğü (maddi imkansızlıklar nedeniyle kilit vurulan ne ilk ne de son takım Erzurum...) üçüncü lig grubundaydı. Dokuz galibiyet, altı beraberlik ve on dokuz mağlubiyetle; attığı kırk yedi gole karşılık yediği elli yedi golle sezonu küme düşme hattının beş puan üstünde, on dördüncü sırada bitirmişti.
O sezon düşen kulüplere de bakarsak (Beykoz ve Ispartaspor) ağırlıklı olarak yeni profesyonel olmuş, 90 - 92 doğumlu oyunculardan kurulu olduklarını görüyoruz. Oysa Keçiören Sportif'te Bursa, Samsun, Manisa ve Beypazarı Şeker'den kiralanan oyuncuların yanı sıra genel olarak 80'li yılların sonunda doğmuş bir jenerasyon vardı. İstikrarsız olmakla beraber çok da korkulu rüya görmeden sezonu kapatmışlardı.

Artık o gençler yok. Çoğunun sözleşmesi fesh edildi, kiralananlar geri döndü ve takım tam anlamıyla revizyon yaptı. Şu an kulüpte oynayanların altışar tanesi 90 ve 92, dört tanesi 91 doğumlu. Daha 'yaşlı' olanlar ise maksimum 85 doğumlu.
Takım şu ana dek oynadığı on bir maçta sadece iki galibiyet ve dört beraberlik aldı. Bu on bir maçta sadece iki maçta iki gol, bir maçta ise üç gol atabildi. Ki çok ilginçtir, üç gol attığı Gümüşhane maçında yenilen taraftı.
21. dakikada dördüncü golü yiyip 4-0 geri düşmelerine karşın 89 doğumlu Mustafa Aydoğdu'nun ilk profesyonel gollerini atmasıyla bir anda farkı ikiye indiren Ankara ekibi, penaltıdan da bir gol bulsa da puan çıkaramamış...
Kendisinden bir alt sıradaki Gebze ile 1-1 berabere kalarak büyük bir fırsatı da tepen Keçiören Sportif AŞ halen 17. sırada, sıfır puanlı Akçaabat Sebatspor'u saymazsak küme düşecek olan iki takım arasında.
Geçen sezon Erzurum, bu sezon Sebat... Sanırım Keçiören Sportif biraz şanslı bir takım...
Ancak, bazıları da şansını kendisi yaratıyor.
Keçiörengücü, geçmişi biraz iç acıtan bir takım. Mor beyazlı Hacettepespor'un, belediye başkanı Melih Gökçek'in marifetiyle isim değiştirmiş halidir Keçiörengücü... Bunun ödülünü gerek belediye kulüplerinin oynadığı Aktepe Stadyumu'nda oynayarak gerekse AŞTİ Otoparkı'na park eden herkesten kendi adına bağış kestirerek gani gani alıyor.
Geçen sezon play offu dört puanla kaçıran Keçiörengücü bu sezon işi sıkı tuttu. Grubunda dört puan farkla lideri takip ediyor. Dahası, şu an grubunun en çok gol atan kulübü: On üç maç, otuz yedi gol. Üç gol ortalamayı kılpayı kaçırıyorlar. Maçları daima bol gollü geçiyor. 5-0'lar, 4-1'ler, 6-1'ler havada uçuşuyor...
Allah arttırsın! Kimsenin golünde gözümüz yok. Zamanında Ankara'da hafriyat başına Ankaraspor'a beş lira bağış toplanıyordu... Sırtını bir güce dayayanların hali hep dara düşüyor çünkü sanmayın ki o gücün ilgisi daima size odaklı oluyor!
Küme düşse de, zar zor kefeni yırtsa da; belki sadece imkansızlıklardan belki de bilinçli bir tavır olarak sadece gençleri oynatıp Ankara futboluna ekol yaratan Keçiören Sportif AŞ; Keçiörengücü'nün atacağı tüm gollerden daha değerlidir.
Bazıları başarır, bazıları başarıyı satın alır. Ulusal bazda 'başarmamız' dileğiyle...
http://twitter.com/#!/alper_kaya