
Babam Eskişehirlidir, Eskişehirsporludur da. O yüzden kendimce takip etmeye gayret ederim "şimşekler"i. Ancak bir süredir, başkan Halil Ünal'ın kafa karıştırıcı eylemleri takip zevkime blok koymaya başladı. Bunu ben çok uzaktan hissettim, meğerse şehirde daha iyi hissediliyormuş: Taraftarlar Halil Ünal'ı istifaya çağıran bir site yaptılar!
Sezon başında, şike soruşturması sürecinde henüz hiçbir gelişme olmadan Bülent Uygun'u ve şikeye adı karışan Eskişehirspor bünyesindeki diğer herkesi kovarak dürüst olayım takdir toplayıcı bir hareket yaptığına inandırmıştı beni. Sonrasında Skibbe gibi, riskli sayılabilecek ama bana kalırsa gayet isabetli, bir isimle anlaşarak tutarsızlık sergiledi. Bülent Uygun ile Skibbe'nin oyun anlayışları arasında dağlar kadar fark var -ki bu da oynanan maçlar neticesinde gayet anlaşılabilir bir şekilde vücut buldu-
Bunu geçtim, Skibbe'nin takımın ekonomik durumuna dair demeçler verip futbolcuların kanaat önderi misyonunu üstlenmesini kaldıramayan Halil Ünal önce Skibbe'ye konuşma yasağı getirdi; ardından takımdan gitmesine seyirci oldu. Oysa çözüm, ekonomik yatırımlar üzerine kafa patlatmaktan geçiyordu. Halil Ünal bu mevzuda da sınıfta kaldı.
Dahası şike soruşturması "tape"lerinde de adının geçmesi, takımı kendisini bir menajerlik şirketi ortağı olarak tanıtan (dikkat buyurun, Eskişehirspor teknik direktörü olarak değil) Bülent Uygun'a tamamen teslim etmesi, dahası ekonomik darboğazı geçme adına kılını bile kıpırdatmaması haklı olarak taraftarları kızdırmışa benziyor.
Bunun daha da kötüsü, 2009-2010 sezonunda Avrupa'ya katılım hakkını kazanabileceği sıralamalara yakın ligi bitiren Eskişehirspor Avrupa'da maça çıkabilmek için ödenmesi gereken teminatı UEFA'ya yatırmadığı için, ligi eskaza yedinci değil dördüncü falan bitirse feci rezil olacaktı. Şampiyonluğa aday olmak başka, şampiyonluğu haketmek bambaşka şeylerdir.
Halil Ünal o günlerden hiç ders almadığını takımı soktuğu borç batağı vesilesiyle bir kez daha gösterdi. Ancak bu onu kesmemiş olacak ki, herkesin geleceğin yıldızı olarak gördüğü; takımın en parlak ismi Alper Potuk'u Fenerbahçe'ye yolladı. Kendisi, Batuhan gibi futbolcularla mutlu olsa gerek... Ve daha kötüsü, şike soruşturmasına bir şekilde dahil olmayı becerebilmiş Ersun Yanal'ı da kulübün başına getiriverdi! Tutarsızlık hak getire!
Eskişehirspor, bir dönem rüzgar gibiymiş -babam sağolsun, sık sık dinlerim o dönemleri- Avrupa'da Sevilla'ya diz çöktürmüş, İstanbul takımlarını sık sık Eskişehir'den eli boş yollamış. Ancak son dönemde pek o hallerden eser yok. Bunu -hiç adetim değil- sadece bir kişiye bağlayabiliyorum: Halil Ünal. Taraftar, futbolcu, kamuoyu... Her şey tamam, bir tek seni bekliyorlar Halil Başkan. Duyuyor musun seslerini?
http://twitter.com/alper_kaya