
Deplasman seven taraftarın klasik tezahüratlarındandır "Taraftarız biz, çekeriz cefa!". Hafta sonu Kasımpaşa-Sakaryaspor maçında deplasman tribününü hınca hınç dolu ve maç boyunca enerjik gördükçe aklıma düştü durdu bu tezahürat... Hele 3-2 yenilmesine karşın takımı maç sonunda tribüne çağırdıkları an... Gerçekten sahada mücadele etmese de Sakaryaspor üç puanı o taraftarıyla hak etti...
Maça kısaca değinirsek; Kasımpaşa genel olarak sahanın hakimiydi.
Sakaryaspor ise ender geliştirdiği ataklarında gol attı. Bitirici vuruşlarda çok da sıkıntıları yok gibi görünüyor ama atalet ve mücadele azmi yoksunluğunu acilen gidermeleri lazım... En basit örnek; bir arkadaşlarına faul yapılıyor ve çocuk yerde kalıyor... Duran oyunda, bulunduğu mevkiyi bırakıp arkadaşının yanına koşan yok... Çok şansa oynuyorlar. Bir top kestiklerinde veya bire bir mücadeleye giriştiklerinde bu durum net fark ediliyor. Kasımpaşa ise savruk bir görünüş içinde; dört, beş gol atabilecekken az daha 2-2 bitireceklerdi maçı.
Sakaryaspor'un kağıt üstü istatistiği seven skor yazarlarının gözünde "asansör" yaftası yemesine milim kaldı. Kazın ayağı öyle mi peki?
Üç yıl önceye gidelim; Okan Koç'lu, Özgürcan'lı kadroyla ilk devre dokuz puan toplayıp sezon sonu ikili averajla küme düşen Sakaryaspor vardı mesela. Sonra yokluklar ve imkansızlıklarla geçen iki yıl neticesinde gelen şampiyonluk ve bu sene... 14 maç, sekiz puan.
Başarı ve başarısızlık kavramlarına dair sorgulamalarıma sıkça mağruz kalıyorsunuz. Siz söyleyin; küme düşmek başarısızlıktır. Kabul. Peki başarı ölçütünüzde ilk devreyi dokuz puanla bitiren bir takımın averajla küme düşmesi nereye denk gelir?
Veya şampiyonluk / küme yükselme. Madem çok müthiş bir başarı, on dört maçta alınan sekiz puanı başarı cetvelinin neresine sığdıracağız?
Beykozlu bir dostun Kocaelispor ve Sakaryaspor haberlerine dair kısa ve net bir tespiti var. İki takımın da Süper Lig gediklilerinden olmayıp bu kadar çok ulusal basın ve internet medyasında yer almasını ilginç buluyor. Haklı. Belediye Vanspor'un deprem yüzünden İstanbul'a taşınması bile Şaban Yıldırım'ın kovuluşu kadar yer almadı...
Bunun sebebi ne olabilir? İki kulübün basın kolunun iyi çalışması veya bu iki kulübün İstanbul'a çok yakın oluşu mu? Sanmam. Benim kanaatime kalırsa, son beş yılda çok sık küme düşme; küme yükselme yaşadılar ve başarı kıstası sadece kağıt üzerinde kalan yurdum spor meraklılarını cezbettiler. Ekonomik sıkıntılar nedeniyle ilgiyi her daim üzerlerinde tutabildiler.
Siz hiç bu ekonomik sorunların nasıl çözülebileceğine dair analizler okudunuz mu? Yok çünkü! Sadece, bir batağa saplanmış ceylanın bu bataklığa çöküşünü izleyip zevk almaya bakıyorlar. Ceylan çırpınıp daha da düştükçe mutlu olup el çırpıyorlar...
Taraftar cefa da çeker, yeri gelir sefa da sürer. Ama son dönemin moda terimiyle 'joga bonito'(güzel oyun) ister ve Sakaryaspor taraftarı gibiyse bunu hak eder de!
Sakaryaspor için geç değil. Bataklıktan kurtulabilir. Üzerindeki ölü toprağını sırtını taraftarına verip serpebilir! Haftaya iç sahada galibiyeti bile olmayan Güngören deplasmanındalar...
Güngören'de joga bonito, belki ilk etapta sadece üç puan gibi görünüyor ama üç yıl önce Samsunspor'a ikinci golü atsa küme düşmeyecek olan bir takım için puan/gol/başarı kavramları lügatta pek de normal yerlerde olmasa gerek...
http://twitter.com/alper_kaya