
Truva atının öyküsünü biliyorsunuzdur.
Truva şehrini ele geçirmek isteyen Odysessus'un 10 yıllık savaşı sonlandıran taktiğidir Truva atı. Askerlerini içine koyduğu devasa bir tahta atı, savaştan çekilme hediyesi gibi Truvalıların şehrinin girişine koyarlar. Gece olduğunda, şehrin meydanına konulmuş olan Truva atının içinden çıkan Akhalı savaşçılar; barışı kutlarken sarhoş olan Truvalıları keklik gibi avlarlar.
Trajikomik bir hikaye!
Truva atı halen, Çanakkale sınırlarında sergileniyor. Truva atı, milattan önce kullanıldı ama şimdi Çanakkale sınırlarında bir başka Truva atı var. Hâlâ kullanılıyor, hâlâ mücadelelerde bayraktarlık yapıyor: Çanakkale Dardanelspor.
İki yıl evvel, Kocaeli deplasmanlarında izlediğim Dardanelsporlu futbolcular biraz zayıftı. Ki ligden de düştüler. Ancak ligin en genç takımlarından biriydiler! Burada bir parantez açalım: Yıllardır, alt yapı sektörünün ve genç oyuncuların değerlendirilme merkezi olması gereken Bank Asya 1. Lig'de sürekli 30 - 35 yaş arası futbolculara bel bağlayan puan düşkünü kulüpleri sevemiyoruz. Kusura bakmasınlar.
Dardanel,sonraki sene de küme düştü. Ve insanları şaşırtan bir şey oldu. Bu takımdan farklı mevkilerdeki üç oyuncu kaleci Ferhat Kaplan, sol bek Sakıb Aytaç ve orta saha oyuncusu Özgür İleri; bir Süper Lig kulübü olan Gençlerbirliği'ne transfer oldu. Haliyle Gençlerbirliği'nin transfer politikası eleştirildi, garipsenildi. Nedense...
Bir parantez daha açabilir miyiz? İlk yazılarımdan birisinde "Başarı, neye göredir?" demiş fakat soruya cevap vermemiştim. Bu ülkede, bu futbol ortamında küme yükselmek başarıdır. Kabul. Kümede kalmak da başarıdır. Eyvallah. Ancak, küme düşünce veya birkaç maçı peş peşe kaybedince otomatikman 'başarısız' damgası yemek?
Bir futbol kulübü, çay ocağı gibi yönetilemez. Teknik, taktik gelişimleri takip edilmelidir. Neticede oralet yapmıyorlar: Futbolcu ve "ekol" yetiştiriyorlar. Bazı kulüpler için normal olan şekilde, ön planda bu vardır. Bunu göz ardı ederek yorum yapmaksa, kahvehanede bardakları sıcak suyla çalkalamaya benzer. Nedenini tam bilmez fakat adetten diye yaparsın. Alışkanlık olur. Öyle yürür gider.
Çanakkale Dardanelspor, ekol üretir. Türk futbolunun puana ve gole aç kurtlar sofrasında kutsal bir vazifeyi sessizce üstlenir. Bir Truva atıdır.
Okan Koç, Gökhan Zan, Mehmet Topal, Fevzi Elmas, Hasan Kabze, Mehmet Çoğum, İlkem Özkaynak, Mehmet Şen, Tolga Seyhan, Ufuk Ateş, Selçuk İnan... Daha saymaya ne hacet? Ki altyapı sektörüyle ünlü Hollanda kulübü Ajax bile daha fazlasını saymaya gerek bıraktırmadan, zamanında birlikte çalışmayı teklif etmişti Dardanelspor'a.
Uzun vadede, Türk futbolunun belki de en düzgün yönetilmiş takımı Dardanelspor, Bank Asya'dan neden düştü peki? 11 futbolcu birden transfer etti. Bu yüzden düştü. Ama Sezar'ın hakkı Sezar'a, transfer ettikleri oyuncular hep genç isimlerdi. Misyonunu terk etmedi yani... Tarihine ihanet etmedi. Gömlek değiştirmedi. Usüle uygun, biraz da buruk, düşüverdi.
Bu sezon, ilk dokuz maçta müthiş istikrarsız bir görünüme sahip. Dört beraberlikleri ve iki galibiyetleri var. Bu yazıyı yazdığım sırada, oynanılan 10. maçta yönetim karmaşası yaşayan Darıca Gençlerbirliği'ne karşı kendi sahasında 1-1'lik skorla berabere kalarak iç saha galibiyeti özlemini sürdürdü. Küme düşme ihtimali, dürüst olayım, bana çok uzak geliyor.
İsminin başındaki "Çanakkale" ibaresini atmaları ise, küme düşmekten beter. Bu ayıp giderilse, daha şık olmaz mı ki?
Türk futbolunun Truvalıları sahneden çekilene kadar, bastır Çanakkale!
Not: Lisede coğrafya, en sevmediğim dersti. Bu yaşıma geldim, hâlâ başıma iş açıyor. Bir önceki "Ankara'nın yaşına bak" yazımda Çankırıspor'u da Ankara kulüplerine dahil edivermişim. Başta Çankırısporlulardan ve Çankırı ilinin güzel insanlarından, sonra da tüm Sporx okuyucularından özür diliyorum. Benzeri bir hatayı bir daha asla yapmayacağım, neticede hatalardır insanı büyüten; değil mi?



