Sporx Anasayfa
Facebook Sporx
320,070
Twitter @Sporxcom
33,309
» Puan & Fikstür
» Panorama
Bizi Takip Edin
Bu haberi yazdır
 

Türk usülü "Amerikan Rüyası"

Sporx.com yazarlarından Alper Kaya son yazısında, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç'ın açıklamalarını yorumladı.

 



07 Ocak 2012 Cumartesi - 12:56
Sporx.com
Türk usülü "Amerikan Rüyası" Özellikle, "ölü sezon" dediğimiz dönemlerde hep yazacak bir şey çıkmamasından korkmuşumdur; itiraf edeyim. Ancak ülkemiz o kadar müstesna, o kadar trajikomik bir ülke ki yazacak şeyler zaman zaman yetişmiyor bile. Son dönemin favori mesleklerinden hayal tüccarlığına çiçeği burnunda Spor Bakanı da katılmış gibi gözüküyor yeni gelişmeler ışığında.

Zaten irili ufaklı 142 adet stadyumun bulunduğu; futbol ortamına bir şekilde bulaşmış herkesin seyirci azlığından şikayet ettiği; varolan stadyumlarda da insanî seyir imkanlarının maalesef mevcut olmadığı gerçekleri göz ardı edilerek, TOKİ'nin yaptığı Seyrantepe Stadı'nı Galatasaraylılara başbakanın bir lütfu olarak görmekten beis duymayan Suat Kılıç'ın açıklaması dahilinde on sekiz yeni stadın yolda olduğu öğrenildi.

Lakin, işin birkaç boyutu var. Sayın bakana göre bu bir prestij meselesi. Haklı olabilir, elin adamı Osaka Stadyumu'nu gösteriyor; ağzımız beş karış açık. Bizim kaç stadımız var milleti hayran bıraktıracak kadar? Ancak, bir de ikinci boyut var. Kayseri'ye "dünya harikası"(!) stat yapıldı. Kaç kişiye oynuyor Kayserispor? Onun yıllar öncesindeki Olimpiyat Stadı faciamız da malumunuz...

E, hal böyleyken insan sorgulamadan edemiyor; bakalım şu listeye bir hele! Afyonkarahisar, Batman, Gaziantep, Hatay, İstanbul, Malatya, Mersin, Sivas, Trabzon, Diyarbakır, Kocaeli, Sakarya, Samsun ve Adana... Bazı noktaları yakalamamak elde değil. Hatay'a stadyum yapalım, tamam yapalım. Hatay'ın profesyonel liglerde dört tane kulübü var. Bu kulüpler yıllardır ne uzuyor ne kısalıyor. Seyirci potansiyelleri de, malumunuz. Madem öyle, önce bir araştırsak keşke; Hatay'ın kulüpleri neden başarılı olamıyor?

Malatya mesela. Eski bir transferinden dolayı yediği para cezasını ödeyemezse amatör ligde dördüncü kümeye düşürülecek. Suni olarak üretilen Yeni Malatya'ya değinmiyorum bile. Malatyaspor, 40. yılında küme düştüğü Süper Lig'e bir daha dönemedi; neden diye bir sorsak, sonuç üretsek. Neden ekonomik olarak çöktüğünü irdelesek. Ama yok, stat yapmak biraz daha kolay. Diyarbakırspor hakeza. Niye Diyarbakırspor ekonomik olarak bir türlü belini doğrultamıyor? On üç bin kişilik mevcut stadı yüzde kaç doluyor? Yoksa mesele devletin kendi eliyle küme çıkardığı Diyarbakırspor günlerini yeniden hortlatmak mı?

Trabzon bir nebze kabul edilebilir gibi görünüyor listede ama ya İstanbul? Halihazırda tonlarca stadyumun olduğu bir şehre tepeden inme, aristokrasi ve bürokrasi kokan yeni bir stat yapmak da nereden çıktı? Haydi onu geçtim, "Taraftar gelmiyor" gerekçesiyle birkaç aydır dört bölümden oluşan stadının üç tribününü kapatan Kocaeli'ye hangi akla hizmet stat yapılır? Yoksa mesele sadece ama sadece eski belediye başkanının (Sefa Sirmen) izini tamamen silmek midir? Planınız, yürürlükteki hissiyatınız bu doğrultuda mıdır?

Oysa cidden zor bir şey değil. Batman'ın neden kulüpler bazında başarısız olduğunu araştırmak, cevap bulmak; Afyonkarahisar ne alemde, taraftar potansiyeli cidden harcanacak tonlarca lirayı karşılayacak mı; Sivas'taki mevcut stadın altını ısıtmak için o kadar para harcanmışken, tribünlerde iyileştirme yapmak yerine havadan stat indirmek çok mantıklı mı... Bunlar hep cevabı aslında malum olan sorular.

Razı gelmek zor, koşulsuzca; bu protokole. Bakıyorum basın açıklamasına; maliye bakanı "Biz Türk sporuna sınırsız destek veriyoruz" diyor. O zaman neden kulüplerin defterlerini incelemiyor? Taraftarı mağdur eden, kulüp kasalarını boşaltan, usülsüz gelir-gider gösterip milyonlarca lirayı cebe indirenlerin peşine düşmüyor? İki protokole imza atıp Türk futbolunu kurtarmış havasına girilmesi ise, yapılacak (yapılması planlanan) statların parasının da mı duble yollar gibi deprem vergilerinden vesaire alınıp alınmadığını düşündürtüyor.

Lakin bir de devamı var bu basın açıklamasının. Gazeteci kardeşler soruyorlar, "Ankara neden yok?", bakanlarımızdan birisi de basıyor cevabı: "Henüz Ankara'da yer planlaması yapmadık. Yeri bulduğumuz anda projeyi yapıştıracağız." Kısa bir hatırlatma, şimdilerin İnönü Kartalı, esasen Gençlerbirliği apoletli "gol demek" Pektemek; 19 Mayıs Stadyumu'nda sadece ısınırken kırdığı ayağı nedeniyle bir buçuk sezon sahalarda görünemedi. 19 Mayıs Stadyumu, futbolun ve futbolcunun katili, yıllardır başkentin bir ayıbı olarak durdu. Kazınması gereken kanserli bir hücre gibi yapıştı kaldı. Ve bu stadın zeminini oyuncak edenler, şimdi boş buldukları araziye stat yapıştırmaktan söz ediyorlar. Gülüyor muyuz, kameraya mı el sallıyoruz?

Antalyalılar yıllardır hüzün içinde, statları konusunda çok sıkıntıları var ve Antalya bu projede henüz yer almamakla birlikte, Eskişehir ve İzmir ile, ileride projeye dahil olacakları bizzat spor bakanı tarafından açıklandı. Batman'ı, Diyarbakır'ı, Malatya'yı vitrine koyanlar; gerçekten stada ihtiyacı olan Antalya'ya "Sen gelme birader" çekiyor. Bunun sebebi acaba Antalya'nın -ve ne tesadüfse Eskişehir ve hatta İzmir'in- belediye başkanının hükümete mensup olmayışı, üstelik muhalif oluşları, olabilir mi? Stat ihtiyacı ortada, bakan da kabul etmiş durumda; hani şu tekerlemedeki gibi "şeker var, un var, yağ var; e ne duruyorsun helva yapsana!".

"Kentsel Dönüşüm" olarak da nitelendirdikleri bu projeleri TOKİ'ye hibe edeceklerini açıkladılar. Bu açıklamaya binaen benim de yukarıda bahsettiğim, kulüplerin borç durumlarını soran gazetecilere karşı çiçeği burnunda Spor Bakanı "Tecrübemi konuşturayım" şeklinde bir girizgah yaptığı savunmasını sunmuş: "Bugünün başlığı bence şudur; 'Cumhuriyet Türkiye'si, bir takvim yılı içerisinde 18 stadyumun yapımına başlayabilecek ekonomik kuvvete ve istikrara kavuşmuştur.' Bunun ötesinde başka bir cümleyi bugün koymamak lazım."

Cümleleri koyarsak midemiz bulanacak çünkü! Statların neden yapıldığını, hangi ödeneklerden pay alındığını sorarsak burnumuzu tıkamamız gerekecek gelen kokulara. Kulüpler neden bu halde diye sorgularsak, onların bu hale düşmesinden mutluluk duyan; üstüne üstlük o takımlar ilk tökezlediğinde hemen arka bahçelerini yaratıp isimlerinin başlarına "Yeni" veya sonlarına kuruluş yılını ekleyip kendi zihniyetinden başkanları koltuk korkuluğu diye dikenlere ulaşacağız. Bunu istemiyorlar.

Irgalamıyor mu yoksa bu hususlar bizi, cidden bize lanse edilenleri mi kabullenmeli; değişmez doğru diye feyz almalıyız? Öyle mi mutlu oluruz; Törkiş "Amerikan Rüyası"na kapılıp hayal kırıklığıyla yeşil sahalara küsene dek nereden geldiğini bilmediğimiz tribün koltuklarına yayılmalı mıyız? Yoksa...

Kanmalı mıyız protokole, kanmamalı mıyız; işte asıl soru bu.

http://twitter.com/alper_kaya
Etiketler : Alper Kaya   
Bu haberi yazdır yorum yaz - 8 yorum
Diğer 'Alper Kaya' Yazıları

Yorumlar

Yorumları okumak için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Türk usülü "Amerikan Rüyası"
En çok okunan haberler
Bu Brezilyalı Aslan olabilir! (Türkiye Transferler)
Bobo Türkiye'ye dönüş yolunda (Türkiye Transferler)
En çok yorumlanan haberler
Bu Brezilyalı Aslan olabilir! (Türkiye Transferler)
En çok izlenen videolar
Araba
PEUGEOT 206
1999 / 165.000 km
PEUGEOT 206 - XR 1.4
Antalya
11.000 TL
VOLKSWAGEN CADDY
2008 / 79.000 km
VOLKSWAGEN CADDY - COMBI 1.9 TDI
Bartın
32.000 TL