
Bundan bir önceki yazıda yani daha final maçı oynanmadan “Şampiyon kim olursa olsun bence şampiyon Türkiye” yazarken aslında final maçında çok fazla şansımızın olmadığını biliyordum. Tabii ki sporda yenmek de var yenilmek de ama ABD takımı sadece bizden değil diğer bütün takımlardan da bir seviye daha yukarıda oynuyor.
Buna rağmen finalde elimizden geleni yaptık ama fizik gücü üst düzeyde ve atlet oyunculardan kurulu takımı geçemedik. Tarih boyunca tüm ABD takımları zaten yıldızlardan kurulu atletik ve göze hoş gelen basketbolculardan kurulu ekiplerdi, bu takımın farkı tamamen savunmaya konsantre olarak turnuvaya gelmeleri ve hücumdaki tek sayı opsiyonları Durant olmasına rağmen savunmalarıyla maçı kazanacaklarına inanmalarıydı. Maçlarının tamamını İstanbul’da oynadıkları için hepsini seyretme şansı buldum ve daha ilk maçta şampiyon olacaklarını anladım. O gün yanımda oturan arkadaşa “ABD savunmaya motive olunca korkutucu oluyor” dediğimi hatırlıyorum. İnanılmaz bir motivasyonla uzun süredir hasret kaldıkları ve hatta gururlarını kıran Dünya Şampiyonaları hezimetlerine son vermek için buraya geldikleri her hallerinden belli oluyordu ve bunu başardılar.
Kevin Durant gibi bir yıldızı seyretmek bile inanın çok özeldi ve güzeldi. Her ortamda ve her savunmaya karşı atabilen bu genç yıldız NBA’de yıllarca sayı krallığını kimseye bırakmayacaktır. ABD hak ettiği ve en önemlisi çalışarak ve ter akıtarak kazandığı şampiyonlukla ülkesine dönerken biz de bir Türk takımının spor tarihinde ilk kez başardığı Dünya 2.’liği apoletiyle gururlanıyoruz. Bu takım gerçekten gurur duyulacak ve takdir edilecek bir takım. Her türlü zorluğa ve şanssızlığa rağmen Yunanistan, Fransa, Slovenya ve Sırbistan gibi önemli basketbol ekollerine sahip ülkeleri yendik ve finale kadar geldik.
Final maçından önce Sırbistan maçından çıkıp az dinlenme şansı bulmamız sürekli dile getirildi oysa gözden kaçan nokta aslında turnuva başından beri açıklanan maç programında bizim maçımızın saat 19.00’da olduğu ama nedense yayın için ya da başka sebeplerden 21.30’a alındığıydı. Neden 21.30’a alındı bilemiyorum ama oyuncularımız “1-2 saat fazla dinlensek farklı olurdu” dediği için bunu sorgulamaya gerek duydum.
Zaten bana göre 10 maç yapsak sadece 1 kez belki yenebileceğimiz ABD karşısında 1 gün bile fazla dinlensek kazanamazdık. Olsun canları sağ olsun özellikle Sırbistan maçını kazandılar ya her şeye değer…
Şimdi basketbola bakışı tekrar değiştiren bu takımın önünde daha zorlu bir hedef var. 2010 yılındak Olimpayat Oyunlarına vize almak ve bunu başaran ilk takım olmak. Gelecek yıl Litvanya’da düzenlenecek Avrupa Basketbol Şampiyonasında şampiyon olursak bunu direkt yapabiliriz. Takımımız iyi, sistemimiz özellikle savunmamız parmak ısırtacak düzeyde öyleyse neden olmasın?