
Türk Havayolları Euroleague'de bu hafta hepimiz için yıkım haftası oldu. Açıkçası ne Anadolu Efes'in ne Fenerbahçe Ülker'in ne de Galatasaray Medical Park'ın oynadığı maçların herhangi bir analizini yapmayı uygun görmüyorum zira bir analiz yapabilmek için ortada belirli bir oyun yapısının, taktik ve teknik varyasyonların ve en nihayetinde bir mücadelenin var olması gerekiyor.
Üç maça da baktığımızda saydığım bu unsurların bir arada olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Kimse Galatasaray Medical Park'ın CSKA önünde iyi mücadele ettiğini zaman zaman etkili olduğunu söylemesin. Tamam, mücadele etmek, yerden yere atlamak güzel ama dürüst olmak gerekirse 40 dakika boyunca Galatasaray hiçbir şekilde maçı kazanacak sinyalleri vermedi. Şunu unutmamak gerekir Türkiye, Avrupa Basketbol arenasında hem yetiştirdiği oyuncular, hem de kulüplerin harcadığı paralarla “şerefli mağlubiyetler”i aşmış bir ülke. Kıtanın Fransa, İspanya, Yunanistan ve İtalya ile beraber lokomotifi konumunda.
Sezon başından beri birçok kişinin sürekli tekrarladığı bir şey var; final four'un İstanbul'da yapılacak olması. Beni asıl üzen nokta Anadolu Efes ve Fenerbahçe Ülker gibi Türk Basketbolu'nun son 10 senesine tartışmasız damga vurmuş iki takımın böyle bir fırsatı, kurdukları kötü kadrolar ve oynadıkları “garip” basketbolla kullanamaması oldu. Açıkçası Galatasaray Medical Park'ın final four konusunda bir faktör olduğunu düşünmediğimden dolayı bu konuda asıl failleri Anadolu Efes ve Fenerbahçe Ülker olarak görüyorum. Böylesine kötü bir sezon için söylenebilecek tek güzel şey Fenerbahçe Ülker'in yeni taşındığı şahane salonu olsa gerek. Başka bir şey aklıma gelmiyor maalesef…
Sonuç olarak bu sezon da -çok bir büyük bir mucize olmazsa- final four'da takımlarımızı izleyemeyeceğiz. Ne diyelim, Elveda İstanbul!