FATİH ŞAMLIOĞLU YAZIYOR
fatihs@sporx.com
Galatasaray şu anda
Facebook ya da
twitter hesabında yaptıklarını anlatmak için
sosyal olma güdüsü ile beslenen, gezen, ilgili olduğunu hissettirmeye çalışan insanların durumundadır. Galatasaray, Galatasaray olmaktan çıkıp başkasının görmek istediği, belki de hiç istemese de pozisyona uygun hareket eden, metal ya da rock dinlemeyi sevmeyip
herkes duysun diye bangır bangır metal, rock dinleyenlerin minik bir uyarlamasıdır.
Galatasaray'ın politikasını dürten Beşiktaş'tır. İki yıl öncesinin Galatasaray'ı olan Beşiktaş var ya ondan bahsediyorum işte... Beşiktaş sansasyonel transferler yaptı diye
Galatasaray'ın da transfer yapma zorunluluğu yoktur, olmamalı... Sarı-kırmızılı taraftarlar makul bir taraftar gibi düşünüp, öncelikli olarak geçmişi sağlıklı bir süzgeçten geçirip; geleceğe bu doğrultuda bakabilmeledir.
‘Tüketici’ taraftarı istediği konuma sürükleyecek, beklentilerin rotasını belirleyecek tek birim vardır; o da yönetimdir. Yönetimin iradeyi sarsacak temel konularda bir taraftar gibi düşünme ya da
başkalarının politikalarına göre kendi politikasını belirleme hakkı yoktur. Yönetim, dik durabilmeli, verdiği kararları destekleyici hamlelerde bulunmalı ve belki de en önemlisi geçmişine, kendisini değerli kılan öğelere sadık kalabilmelidir.
TARAFTARI NECATİ İLE MUTLU EDEBİLMEK...

Sarı-kırmızı taraftarı transfer beklentisi içerisine sokan, gazetelerede
köşe buçak haber aratmaya zorlayan, minik bir fısıltı ile mutluluk hormonu salgılatan ve resmi sitesini refresh’letmekten parmağı yorulan insan tiplemeleri yaratan Galatasaray Yönetimi'dir. Taraftarı
, kovulan bir ismin yeniden Florya'dan içeri girme ihtimali ile mutlu etmeye ya da ezeli rakibinin
kapıdışarı ettiği futbol figürü ile sevindirmeye zorlayan da o bahsettiğimiz yönetimdir.
Yönetim, daha önce iki ara transfer döneminde de piyasada alabileceği en iyi yabancı oyuncuları kadrosuna katmıştır ve sonuç ortadadır. Galatasaray'ın ara transferde taraftarın tüylerini diken diken edecek ne Jo ne de Giovani gibi
kariyerli, potansiyelli isimleri bulması oldukça zor. Takımı ayağa kaldıracak, zıplatacak, taraftarı Türk Telekom Arena'ya çekecek oyuncu kiralık olarak Galatasaray'a gelmez, gelemez.
Misimoviç'i, Insua'yı uçuran Hagi daha önce kiralık futbolcu istemediğinin altını kalın kalın çizdi ve yönetim Rumen teknik adamla en azından şimdilik ters düşme cesaretini kendinde göremiyor, göremez.
“TRANSFER YAPMIYORUM” DİYEBİLMEK... Florya'dan içeri Kaka ya da Ronaldo giremeyeceğine göre o halde yapılacak tek şey vardır;
KORKMAMAK, çekinmemek! Bir kulübün lideri oluşabilecek tüm tepkilere rağmen kaybolan bir yılda
"Ben transfer yapmıyorum, yatırımımız
genç oyuncular üzerine yapacağız" diyebilme cesaretini kendinde bulabilmeli ve taraftara da bunu hissettirebilmeli, açıklamalıdır.
Simao, Almeida, Fernandes'i transfer eden, Quaresma, Guti ve potansiyeli yüksek olan birçok oyuncuyu kadrosuna bulunduran Beşiktaş'ta bile geçmişi başarısızlıklar ile dolu olan Yıldırım Demirören, "
Önümüzdeki yılın takımın kurduk" diyerek bu sezon doğabilecek tüm olumsuz şartları, eleştirileri bertaraf edebilme gücünü kendinde bulabiliyor, ortamı istediği yaratabiliyor. Düşünün elindeki kadroya rağmen...
TARAFTAR, GENÇ İSTİYOR... FORMA HAKKI...
Kaybedecek bir şeyi olmayan Galatasaray'ın transfer yapması,
Anıl'ın Cumhur'un Cem Sultan'ın takıma ısındırılmasından ya da
Berkin'in 400 bin TL ile bedelle transfer edilmesinden daha önemli değildir. Sarı-kırmızı taraftarlar sıkıldığı, boğulduğu anlarda bitirici keşmekeşten onları çıkartacak o formayı ıslatan, anlam katan, hırsından kuduran
genç yürekleri görmek istiyor yeşil zeminde...
Antalya'ya 12 pırlantanın getirilmesini ya da 18 yaşındaki iki ayağa
400 bin TL verilmesini, o yatırımı görmezden gelip ihanet edecek durumda değiliz. Aksine takdir eden,
gururlananlardanız. Anlatmak istediklerimiz biraz ruh okşamadır, taraftarı anlayabilmek, beklendiği için ya da torba dolsun diye değil radikal politikalar çerçevesinde hareket edebilmek ve tüm potansiyel eleştiri kalıplarına rağmen mevcut duruma isyan edebilmek, bu gücü kendinde görebilmektir.
MISIMOVIÇ VE KAZIM ÇELİŞKİSİ...Anlatmak istediklerimiz Misimoviç konusunda verilen
karar, çelişkiye rağmen Kazım transferini Berkin transferinin
arasına sığdırılarak, arkasına koyarak ve taraftar nezninde
‘önemsiz’ bir hava yaratarak açıklamaya mecbur kalan yönetimlerin
minik akıl oyunlarına rağmen cesaretsiz oluşudur…
Düşünün; Galatasaray yönetimi artısıyla eksisiyle bir A Milli Takım oyuncusunun transferini göğsünü gere gere açıklamayacak durumdadır.10 yıllık başkanlık döneminde sayısız
sportif başarısızlığa imza atan, sarı-lacivertli taraftarları son dört yılda
iki kez psikolojik travmaya sürükleyen, , 13 takımlı İsviçre Ligi'nin vasat takımı Young Boys'a elenerek Şampiyonlar Ligi'ne katılamayan'tan 16 takımlı Yunan Ligi'nin sıralama takımı PAOK'tan darbe yiyerek UEFA Avrupa Ligi'ne gidemeyen, iki yıldır oynamayan bir futbolcuya
yıllık 3 milyon avro veren, yaptığı tüm
başarılı (!) transferlere rağmen başarısız olan Fenerbahçe Kulübü'nün Başkanı Aziz Yıldırım'ın
her şeye rağmen "Transfer yapmıyorum" diyebilme cesareti ile Adnan Polat'ın cesareti sizce bir mi?
Sorunun cevabı sorunun temel nedenidir aslında...