Fatih ŞAMLIOĞLU
fatihs@maksimum.net
Sarı-kırmızının özeti
doğmamış çocuğumun rızkını size veriyorumdur; bir taraftarının haykırışı, umutsuzluğu, mutsuzluğu ve sürüklendiği tüm travmatik durumların çelişkili anonimi...
Günün Galatasaray'ı
uzaklaşmadır, bir nevi yabancılaşma... Mevcut sahiplerin
'umut kırmasıyla' başlayan uzaklaşma; güvensizlik, isyan etme, haykırma ve nefreti de beraberinde getirdi. Beşiktaş maçında o tarihi mabede gelen hemen hemen herkes çeşitli
'haklı' sebeplerden dolayı yüksek gerilim hattının tepesine çıkmış, günlerin, saatlerin verdiği sosyal nefreti mevcut sahiplere kusmak için nefesini tutar hale gelmiş...
Maç başlıyor,
biriken nefret sözcükleri dolaylı olarak Adnan Polat ve yönetimi üzerine tek tek yapışmaya başlıyor. Ali Turan penaltıyı yaptırıyor yönetime
okkalı bir kırmızı biberlik sözcük geliyor, Servet 60 metre top sürmeye başladığında Adnan Sezgin nasibini alıyor, Ayhan 30 yıla inat hala geri pas yaptığında; Hagi ve Misimovic üzerinden
Mehmet Helvacı'ya giydirmeler tavan yapıyor.
Galatasaray taraftarı durmuyor, Mehmet Batdal'ı komik buluyor; yönetime sallıyor, Keita geliyor akıllara
Pino'ya tahammül gücü kısalıyor; tahtadaki hedefe yine ve yeniden Adnan Polat ve kurmayları oturuyor. Galatasaray taraftarı aslında Galatasaray Yönetimi'nden nefret ediyor,
sihirli değneği olan bir ağabeyin olmadığını bilse de 'istifa' diye haykırıyor.Galatasaray taraftarı da biliyor Türk Telekom Arena'yı, Riva'yı, projeleri... Siz, köküne kadar taraftar kimliğinin içerisine dolmuş bireylere yaptığınız yatırımları, iyileştirmeleri, projelerini anlatamazsınız;
taraftar bununla ilgilenmez...
YÖNETENİN SIZLANMA HAKKI YOKTUR!Siz stat yaparsınız, taraftar daha iyi şartlarda maç seyredeceğini bilir ama öncelik o statta kimi, nasıl seyredeceğindedir ya da reel anlamda birleşmese de şirketlerin birleşmesinden sık sık söz etmeniz sarı-kırmızının bakış açısını değiştirmez.
Çünkü Galatasaray taraftarı şirket birleşmesinin neler alıp, neler götüreceğini bilmek istemez, onun görüş açısına bunu sokamazsınız. Sizin sportif faaliyetler dışarısında yaptığınız hamleleri anlatacağız ya da arkasına sığınacağınız yer
Divan Kurulu'dur...
Galatasaray sevdasını maddi olarak reel anlamda destekleyen o üyelerdir. Hesabı verirsiniz, onlar keser.
Yönetenin
sızlanma,
hayıflanma ya da tedbirsiz, plansız hareket etme hakkı yoktur! Yönetenin, ekonomik iyileştirmelerin arkasına sığınarak başarısızlığın önüne geçme hakkı da yoktur... Taraftar artık,
"Futbolda başarısızız ama ..." ile başlayan cümleleri duymak istemiyor.
Taraftar, boyası dökülen, demirleri paslanan, koltukları kırık Ali Sami Yen Stadı'na bir 10 sene daha gider, siz onları götürürsünüz (!). Dünyanın her yerinde taraftar için
'gün' önemlidir. Real Madrid için de, Barcelona için de ya da en tutucu olan Liverpool taraftarı için de... Gün...
Yöneten, profesyonel kimliğinden zaman zaman sıyrılıp olaylara, projelere
taraftar gözüyle bakabilmeldir. Nasıl ki taraftar istedi diye
Harry Kewell bu takımda kaldıysa; bir tribüne ya da kapı adına TT Arena'nın inşaatında ölen iki işçinin ya da Alparslan Dikmen'in adının verilmesi de bu planlamanın bir parçasıdır.
Adnan Polat ve yönetimi ders almayan bir nitelikte olup sürekli hata yapmaya devam ediyor. Belki de en büyük tepki gören konu da bu.
Severken hata yapmak, ders almamak, minik, komik pansumanlar...
Güçsüzleştirilen kadroyu bir kenara bırakın, başarısızlık ile sonuçlanacağını bile bile yapılan hamleler, aşık olduğumuz o güzel adam Gheorghe Hagi'nin Galatasaray'ın başına getirilmesidir
sarı-kırmızının bugünü...
TERRY, ARDA VE BAROS...
Bir takımda çeşitli sebeplerden dolayı sakatlıkların olması performans ritmini de direkt olarak etkilemekte... Barcelona için en kilit oyuncu Xavi... Iniesta, Villa, Messi ve skoru değiştirebilecek birçok isim Barcelona kadrosunda olsa da
Xavi olmadığı zaman Katalanlar ciddi bir üretkenlik sıkıntısı yaşıyor. Peki Chelsea? Chelsea'de üç haftadır
Terry ve Essien yok...
Düşünün 300 milyon avro'luk takımı Terry ve Essien'in olmaması ne hale düşürüyor. Bazı takımlar için
bazı oyuncular kilit konumdadır.
Arda ve
Baros da Galatasaray için Barcelona'nın Xavi'si, Chelsea'nin Terry'si... Bu iki oyuncunun olmamasının doğurduğu sonuç tabii ki
lig 10'unculuğu ile açıklanamaz ancak başarısızlığın en büyük
'tetikleyici' sebeplerinden biridir.
ALTERNATİF BAROS OLSUN!Herkesin söylediği üzere Galatasaray ama bu yönetim ile ama başka yönetimle artık kökten bir revizyona gitmelidir.
Revizyon doğru adresler üzerinde gerçekleşmeli, doğru bir planlama ile karakterli, yetenekli ve her şeyden önemlisi
'beyinli' bir oyuncu kadrosu oluşturulmalıdır.
Çok sevsek de 'kaçak güreşçi' Lucas Neill'i ve enerjisi artık tükenen Harry Kewell'ı sezon sonunu beklemeden şık bir plaket ile -
Rijkaard'a yapılan var ya ondan- Florya sınırlarını dışına çıkartılmasını pekala sindirmek, benimsemek durumundadır Galatasaray taraftarı...
Tıpkı, sarı-kırmızılı taraftarın bile iyi ya da kötü olduğuna karar veremediği Elano'nun günün şartlarına göz önüne alınarak
'kârlı (!)' şekilde biletinin kesilmesi gibi... Servet ve Ayhan ağabeyler de aynı şekilde, çok hizmet ettiler; yüz değişimi şart!
Aslında en önemli konu; yönetim artık Milan Baros'a alternatif aramaktan vazgeçip,
Milan Baros'u alternatif durumuna düşürecek bir santrforu bu takıma monte etmelidir. Zamanı gelmiştir, geçiyordur.
Belki de son günlerde acı içerisinde kıvranan Galatasaray taraftarının içlenerek merak ettiği en önemli konu da
Galatasaray Yönetimi'ni plaketli, tebrikli, teşekkürlü kimin uğurlayacağı sorunsalıdır, bekliyoruz. Nokta..

