
Bebeklerin pipilerini boyayıp ''Doğuştan Fanatik'' olarak reklamlara milyonlarca insanın karşısına çıkarttıgı zaman kendini alkışlayan, en ufak bir şeyi büyütüp yargısız infazı istediği zaman çok başarılı olarak gerçekleştiren, ancak gönül verdikleri renkler pisliğin babasına bulaştığı zaman savunulacak bir yan aramaya girişen, hakem ve futbolcu bozması karakterlerin yardımıyla gaza gelmeye hazır Türk milletini ardına alandır "Sipor Medyası".
Bu "Spor Medyası"nı anlamak için gösterdiğimiz gayretin karşılığını bugüne kadar alamadık. Yaşanılan her olaya 3 İstanbul büyüğünün penceresinden bakan bu "Sipor Medyası"nın bu tavrı sürdükçe Trabzonspor hep kazanacaktır. Şunu farketmeliler ki, onlar bakış açılarını değiştirmediği sürece büyüyen hep Trabzonspor olacaktır.
Güneş'i Anlayamamak!Genel kurulda çıkıp konuşan herkesin "değişsin" yada "değişmesin"i savunduğu yerde Şenol Güneş'in çıkıp kendi takımının hakkını aramak yerine Türk Futbolu'nun kazanması için yaptığı konuşmayı anlamamaları zeka seviyelerinin üst düzey(!) olmasından kaynaklanıyor. Şenol Güneş konuşurken ve konuşması bittikten sonra "Ne dedi bu adam şimdi" deyip sonraki gün "Güneş ders verdi" başlığını gördüklerinde aynaya baksalar acaba çizgi filmlerde olduğu gibi kulaklarının uzadığını görürlermiydi?
Bazıları ise Güneş'in konuşmasını öyle bir yere çekti ki "pes artık dedirtti". Sözüm ona tilki kurnazları "Güneş'in 58 değişmemeli" görüşünü "Güneş'ten Fenerbahçe'ye onay, Trabzonspor'a ret" şeklinde vererek Trabzonspor camiasına akıllarınca dinamit atmaya çalıştılar. Tabiki Trabzonspor'un taraftarının zeka seviyesini kendilerininkiyle kıyasladıkları için attılar. Şenol Güneş'in Trabzonspor formasını sırtından çıkararak, sadece Türk Futbolu'nun yararı için çıkıp yaptığı konuşmayı "Güneş'ten Fenerbahçe'ye onay, Trabzonspor'a ret" şeklindeki başlıkla okuyucusuna duyuran bu sözde medya artık hangi maskeyi takarsa taksın karakterini ve rengini belli etmiş oldu. Ne diyeyim Allah utanma duygusu ve akıl versin!
Ankara'nın Gücü'nü Tüketenler Utansın...Ankara'daki mücadeleye Trabzonspor açısından bakmanın pek bir anlam ifade etmediğini söylememe gerek bile yok. Varsa da Ankara'daki maçı Trabzonspor açısından okumak isteyenlere bu satırlarda okuyamayacağını söyleyeyim. Futbolcularının bir bir kaçtığı, maddi imkansızlıkların tavan yaptığı, maçlara paf ve A2 takım oyuncularıyla çıkan ve içler acısı bir durumun hüküm sürdüğü Ankaragücü karşısında alınan galibiyet Trabzonspor taraftarı açısından bir dönem 1.ligde olan Trabzon'un Akçaabat ilçesinin takımı Akçaabat Sebatspor'a alınan galibiyete benzer.
Ankaragücü'nün şuan içinde bulunduğunda kimin imzası olduğunu herkes biliyor. Ankaragücü gibi bir takım -tüm takımlar için geçerli- birilerinin elinde oyuncak olmuştur. Taraftar ise takımına sahip çıkma adına bir tutum sergilediğinde ise Ankaragücü taraftarına ayyaş-berduş denilip horlanmıştır. Hiçbir zaman kafaya oynanamasına rağmen tribünleri dolduran bu taraftara bir teşekkür bile çok görüşmüştür. Süper Lig'in bu köklü kulübünün ve bu vefalı taraftarının içinde bulunduğu durum futboldaki en romantik ve dramatik durumların başındadır. Hele o güzel taraftarın "Düşüyoruz işte, Bank Asya ligine" ile başlayan küfürlü tezahuratlarını onaylamasak bile Ankaragücü gerçeğini açık bir şekilde gözler önüne sermiştir. Çabuk dön Ankaragücü...